Arşiv için 'FIKIH' Ketagoriler
Kasım 29th, 2008 -- Posted in FIKIH |
İNŞALLAH
“Allah dilerse” anlamında bir dua cümlesi. Herhangi bir ÅŸey hususunda “İnÅŸallah” demek, iÅŸi Allah’ın iradesine bırakmak manasını taşır. Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Herhangi bir ÅŸey için Allah’ın dilemesi dışında, ben onu yarın yapacağım deme” (el-Kehf, 18/23, 24). Bu, Allah tarafından Peygamberimize bir öğüt ve öğretidir. İleride yapılması planlanan iÅŸler için inÅŸallah denilmesi gerektiÄŸini ifade etmektedir. Çünkü insanın azim ve iradesi bir ÅŸeyin meydana gelmesi için yeterli deÄŸildir. “Hiç bu kimse yarın ne kazanacağını bilemez ” (Lokmân, 31/32).
Her ÅŸey Allah’ın dilemesiyle olur. Öyle ise gelecekte bir ÅŸeyi yapmaya azmederken, inÅŸallah, “Allah dilerse” diyerek iÅŸi Allah’ın iradesine baÄŸlamak İslâmî edeptendir. Yukarıdaki ayet-i kerime bunu ifade etmektedir.
“İnÅŸallah” sözü akit ifade eden sözlere bitiÅŸik olarak söylenirse, akdin hükmünü ortadan kaldırır, akit gerçekleÅŸmez. Meselâ bir ÅŸey satın alan kimse “inÅŸallah aldım” dese, akit gerçekleÅŸmiÅŸ olmaz. Bu nedenle bir kimse: “İnÅŸallah yarın ÅŸu iÅŸi yaparım” deyip de yapamazsa bundan sorumlu olmaz.
İman konusunda bir müminin; “İnÅŸallah ben müminim demesi caiz deÄŸildir. Çünkü iman konusunda “İnÅŸallah”, şüpheyi gerektirir veya şüphe ihtimali olduÄŸunu ifade eder. Bu ise caiz deÄŸildir. Hayatta olan bir kimsenin “İnÅŸallah ben canlıyım” demesi buna benzer. Bunun yanında İmam Şâfiî’ye göre bir kimsenin “İnÅŸallah ben müminim” demesi caizdir (es-Sâbunî, el-Bidâye, nÅŸr. Bekir TopaloÄŸlu, s. 90)
Şâmil İA
Kasım 11th, 2008 -- Posted in FIKIH |
“Benim ümmetimin ömrü 1500 seneyi pek geçmeyecek”
Bu ifadenin hadis olduğuna dair kuvvetli deliller mevcuttur. (Kaynakları: Suyuti.el-Keşfu an Mücavezeti Hazihil Ümmeti el-Elfu,el-havi lil Fetavi,Suyuti. 2 / 248,tefsiri Ruhul Beyan. Bursevi.(Arapça) 4 / 262, Ahmed bin Hanbel.İlel.sh.89.)
İlk insan Hz. Adem’den bu yana ne kadar zaman geçmiÅŸtir? Ve bu hususta ileri sürülen yüz binler yıllık tarihler, ne derece doÄŸrudur? Bugünkü kabule göre, dünya 5 milyar yıl önce sıcak ve yoÄŸun bir gaz kümesi idi. 4 milyar yıl önce ise, koyu bir ateÅŸ topu halinde bulunuyordu. Hayat ise, tek hücrelilerin ortaya çıktığı 1 milyar yıl öncesine dayanıyor.
Bu tahmin, çağlar boyunca zamanın hep aynı aktığı ve sabit kaldığı düşünülerek yapılıyor. Halbuki zamanın değişken bir boyut olduğu ve onun, atomda, ışınlarda, olayların başında ve sonunda farklı bir seyir takip ettiği anlaşıldı. Bu durum, bir ırmağın yeryüzü şartlarına göre aynı hızlarda seyretmemesine benziyordu.
Zaman, mesela, ilk çaÄŸlarda geniÅŸleme gösterip durgun akabildiÄŸi gibi, asrımızdaki ÅŸekliyle de daha hızlı bir seyir takip edebiliyor. İlk çaÄŸlardaki iri hayvan ve bitkilerin, ÅŸimdikilere oranla on kat daha fazla yaÅŸadıklarına bakılacak olursa, o çaÄŸlarda zamanın on kat daha yavaÅŸ aktığı söylenebilir. Bu durumda yaÅŸ hesaplamalarını, ÅŸimdiki zaman akışına göre yaklaşık (1/10) onda bir ölçüsünde küçültmek mantıklı olur. continue reading »
Kasım 2nd, 2008 -- Posted in FIKIH |

Cabir b. Abdullah (r.a.) şöyle dedi:
Ben Allah Resulü (a.s.) ile birlikte korku namazının kılınmasında hazır bulundum. Bizi iki saf yaptı. Bir saf Allah Resulü’nün arkasında durdu. Düşman da bizimle kıble arasında bulunuyordu. Peygamber tekbir aldı. Biz de beraberce tekbir aldık. Sonra (kıraatın ardından) rükuya vardı. Biz de beraberce rükuya vardık. Sonra rükudan başını kaldırdı, biz de beraberce kaldırdık. Sonra Allah Resulü ve kendisini takip eden halk secdeye gitti. Geride bırakılan saf düşman karşısında durdu. Peygamber ve kendisini takip eden saf sücudu bitirip kalkınca gerideki saf secdeye vardı ve kalktılar. Sonra geride bırakılan saf ileri geçti, öndeki saf da geriye çekildi. Sonra (kıraatın ardından) Peygamber rükuya vardı, biz de beraberce rükuya vardık. Sonra rükudan başını kaldırdı, biz de beraberce kaldırdık. Sonra Peygamber ve ilk rekâtı kılarken geride bırakılmış olup ÅŸimdi hemen Peygamber’in ardında bulunan saf secdeye vardılar. Bu sefer geride düşman karşısında bulunan saf kalktı, Peygamber ile kendisini takip eden saf secdeyi bitirince geriye bırakılan saf secdeye gidip secde ettiler. Sonra Peygamber selam verdi, biz de beraberce selam verdik. Cabir Sizin ÅŸu muhafızlarınızın, valilerini (emîrlerini) korumak için yaptıkları gibi, dedi.
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 1387
Sehl b. Ebu Hasme (r.a.) şöyle anlatır:
Allah Resulü (a.s.) korku zamanında ashabına namaz kıldırdı: Sahabeleri kendi arkasında iki saf yaptı. Arkasından kendi peÅŸindeki safa bir rekât kıldırdı. Sonra kalktı, daha arkada bulunanlar bir rekâtı kılıncaya kadar kendisi ayakta kaldı. Sonra arkadakiler öne geçti ve önlerinde bulunanlar da geriye gittiler. Allah Resulü yeni gelenlere de bir rekât kıldırdı. Sonra geri çekilenler bir rekât kılıncaya kadar oturdu, sonra selam verdi. continue reading »