Bebek kırklama diye bir şey var mıdır?

kırklama adeti hangi illerde nasıo yapılır dersim varda yarına 13 kasım perşembe ye hemen cevaplarsanız memnu olurum

0 yorum

#1Nur15/04/2010, 18:54

Bebek kırklama diye bir şey var mıdır? sorunuza cevap en kisa sürede verilecektir.

#2cigdem15/04/2010, 18:57

BEBEKLERİN KIRKLANIŞI:

Bebek kırklama işi iki aşamada yapılır. Birincisi yirmi kırkı, ikincisi tam kırktır. Kızların yarı kırkı doğumundan itibaren 19 gündür. Erkek çocuklarda 20 gün, tam kırk kızlarda 39 gün erkeklerde 40 gündür. Bebek ve annesinin yıkanacağı suyun içine altın, gümüş, nazarlık atılır. Bu suyla önce anne sonra bebek yıkanır. Anne çocuğun üstüne gitmez. Giderse çocuğu bastıracağı ve büyüyemeyeceğine inanılır. Bebekler, kırkları dolmadan evden çıkartılmaz. Kırkının çıktığı gün mutlaka gezmeye götürülür. Gidilen ev ne kadar uzak olursa, çocuğun sesinin o kadar güzel olacağın inanılır. Misafir gidilen evin sahibi annenin saçına un sürer, anlamı uzun ömürlü olmasıdır. Bebeğe de yumurta verilir bunun anlamı da sağlıklı olmasıdır.

#3ccfatih15/04/2010, 19:00

kırklama geleneği tahminen şamanist dönemlerden günümüze kadar gelen bir gelenektir. bebek kırkıncı gününü doldurduğunda artık kötü güçlerin etkisinden kurtulduğuna inanılır ve ve bi nevi kutlama yapılır

Ege’ de bir inanışa göre doğumdan sonra kırk gün içerisinde anne ve bebek her türlü hastalık tehlikesine açıktır. Bu nedenle aile büyükleri tarafından loğusa kadın evde yalnız bırakılmamaya özen gösterilmektedir. Bebek kırkı dolmadan dışarı çıkarılmamakta, başka kırklı kadın ve çocuğu ile karşılaştırılmamaya dikkat edilmektedir.

Anne ve bebek kırk gün sonra “kırklanmaktadır”. Yalnız Ev Köyü’nde bu töre yalnızca kadınlar tarafından yerine getirilmektedir. Anne ve bebeğin, kırklama işleminden sonra tüm tehlikelerden kurtulacağına inanılmaktadır. Tüm akrabaların toplandığı bu törende içinde ayak değmeyen yerden toplanan kırk tane çakıl taşının olduğu kırklama suyu ile bebek yıkanmaktadır. Bunu anne ve bebeğin tüm kirli giysilerinin yıkanması izlemektedir. En son olarak kırklama suyu ayak değmeyecek bir yere dökülmektedir.

#4calikusu2715/04/2010, 19:03

çevremde yeni doğan bebek 20 günlük ve 40 günlük olduğunda taş sayıp banyo yaptırılıyor. çevremde her aile bunu yapıyor sorum böyle birşey dinimizde var mıdır? yoksa tamamen hurafemi demeliyiz bu konu oldukca önemli cevabı yazacak olan arkadaşlara şimdiden teşekkürler..Allah(c.c) razı olsun…

#5_TuubA_15/04/2010, 19:06

Kırklama

Loğusa ve kırklı çocuğa kırk basmaması için loğusanın ve çocuğun serbeste çıkması için; kırk gün içerisinde genellikle kadın ve çocuğun yıkanması biçiminde yapılan uygulamaya “kırklama” adı verilmektedir.Yaygın olarak kullanılan “kırklama” tanımlanmasının dışında bu olaya halk arasında; “kır dökme”, “kırk çıkarma” vb. adlar da tanımlanmaktadır.

Anadolu’da kırklama işlemi en yaygın olarak kırkıncı gün yapılmaktadır.Bu süre yörelere göre farklılık göstermekte; 7., 20., 30., 37., 39., 41. günlerde de kırklama yapılmaktadır.Bu işlem yörelere göre şekilde bazı farklılıklar gösteriyor olmasına karşın içerikte aynı amaca yönelik bir uygulamadır.Doğumla ilgili adet ve uygulamalar içerisinde kırklama işlemini geçmişte olduğu gibi günümüzde de değişmez bir kural olarak geçerliliğini sürdürmektedir.

..:: T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ::..

#6emine15/04/2010, 19:09

babağim 25 günlük.ama biz dışarı çıktık.misafirliğe gittik.bu ne gibi bi sorun olur acaba.cvp verirseniz sevinirim .tşk

#7olumperisi15/04/2010, 19:12

kırklama hakkında bilgi pls

#8nilden15/04/2010, 19:15

çok kötü yapmışsın çünkü hemen dışarı çıkar mıycaktın yoksa çocuk büyülenir ve nazar değer

kırkı çıkınca çıkar daha iyi olur

#9zulfikar15/04/2010, 19:18

bence çok yanlış yapmışın çünkü kırkı çıkmadan çıkarmamalıydın çocuk hem büyülanir hemde nazar değer

#10yesillim15/04/2010, 19:21

çocuğun kırkı çıkmadan dışarı çıkarma çünkü zararlı sizinle yani anneye pek alışmaz ve nazar değer beddua ederler genellikle çocuğun aklı gider başka yere büyüyünce yaramaz şımarık olur nazar deydiği için hemen okutun okutmanız lazım ve birdaha çıkarmayın avsiyem bu ben doktorum kırkı çıkınca hemen çıkarın ki işiniz hep rast gelsin çocukta güzel ve iyi olsun

#11arzu15/04/2010, 19:24

Bebek kırklama işi iki aşamada yapılır. Birincisi yirmi kırkı, ikincisi tam kırktır. Kızların yarı kırkı doğumundan itibaren 19 gündür. Erkek çocuklarda 20 gün, tam kırk kızlarda 39 gün erkeklerde 40 gündür. Bebek ve annesinin yıkanacağı suyun içine altın, gümüş, nazarlık atılır. Bu suyla önce anne sonra bebek yıkanır. Anne çocuğun üstüne gitmez. Giderse çocuğu bastıracağı ve büyüyemeyeceğine inanılır. Bebekler, kırkları dolmadan evden çıkartılmaz. Kırkının çıktığı gün mutlaka gezmeye götürülür. Gidilen ev ne kadar uzak olursa, çocuğun sesinin o kadar güzel olacağın inanılır. Misafir gidilen evin sahibi annenin saçına un sürer, anlamı uzun ömürlü olmasıdır. Bebeğe de yumurta verilir bunun anlamı da sağlıklı olmasıdır.

#12cimbirkeland15/04/2010, 19:27

kırıklama yazıyorum nedir yazıyorum bu geliyo neden

#13sibel5215/04/2010, 19:30

bebelerde kırkı cıkmadan gezdirilmez derler bunun nedenide bebeğin tam gelişim göstermedi ve yıldızların açık olduğu için nazar ve büyü etkisine çabuk gösterir mümkün olduğunca dışarı çıkarmamaya bakın bu anne içinde gecerlidir.

#14bluesim15/04/2010, 19:33

BEBEK KIRKLAMA:

Alpagut Beldesi sakinleri, kökleri itibariyle Orta Asya´ya dayanmaları sebebiyle ; İslam´la tanışmalarından sonra da bazı Orta Asya din kültürüne dayanan
geleneklerini zaman içinde sürdürmüşlerdir. Din eğitiminin, kitaba dayalı olmaktan ziyade, örfî uygulama biçiminde nesiller boyunca sürdürülmesinin bunda etkisi olmuştur.

İşte bu geleneklerden biri de “Bebek Kırklama “ törenidir. Gerçi, son zamanlarda çok nadir uygulanır olsa da; halen orta yaş ve üstü kadınlar arasında önemini korumaktadır ve kadınlar arasında icrâ edilir. Bu törene erkekler katılmaz.

Bebek, doğumunun kırkıncı gününe geldiğinde, dost ve akraba kadınları davet edilir. Davetliler beraberlerinde hediyeler getirirler. Önce mevlit okunur. Mevlit okuma; Türkler arasında, “Mevlit Törenlerinin” yaygınlaşmasından sonra ilave edilen bir bölümdür.

Tören sabahı, fecr vaktinde, her hangi bir dört yol çatısından kırk taş toplanır. Mevlit okunduktan sonra, bu taşlar, iyice yıkanıp; bir kaba konur. Su doldurulan kaba, bir tane altın , kırk kere daldırılıp çıkarılır. Bu su ile, bebek ve annesi yıkanırlar. Suyun geriye kalanının bir kısmı; evin muhtelif; bilhassa bebeği yatırıldığı, yerlere serpilir. Yine, eğer bebek, kırk gün zarfında başka evlere götürülüp yatırılmışsa; o ,yatırıldığı yerlere de suyun geriye kalan bölümünden serpilir.

Törene katılıp ta, bebeği olan ve kırkını çıkarmayan kadınlar da sudan götürüp; kendi bebeklerini yatırdıkları yerlere serperler.

Halkın dilinde “İneze” diye bir hastalık vardır ki; bu hastalık gelince, bebek günden güne zayıflar ve ölür. Bu olaya; “Kırk Basma” adı verilir. “Bebek Kırklama” nın amacı, işte bu “Kırk Basma”yı engellemektir. Genç kuşaklar arasında bu inanç artık geçerliliğini yitirmiştir.

Burada yine bahse değer bir diğer konu da; Evlerde çeşmelerin olmadığı ve çamaşırların, çamaşırhanelerde (musluk) beraber yıkandığı zamanlarda, kırkını çıkarmayan bebeklerin çamaşırlarının, diğer bebeklerin çamaşırlarına karıştırılmaması olayıdır. Ben çocukluk yıllarımda çokça şahit olmuşumdur; eğer bir kadın, çamaşır hanede, bebeğinin çamaşırlarını yıkarken, kırkını çıkarmadığını söylemezse; aşırı tepki alır, uyarılır ve hatta yıkanan çamaşırlar bir daha elden geçirilirdi.

kaynak

#15figen15/04/2010, 19:36

Bebek kırklaması nedir? nasıl yapılır?

BEBEKLERİN KIRKLANIŞI:

Bebek kırklama işi iki aşamada yapılır. Birincisi yirmi kırkı, ikincisi tam kırktır. Kızların yarı kırkı doğumundan itibaren 19 gündür. Erkek çocuklarda 20 gün, tam kırk kızlarda 39 gün erkeklerde 40 gündür. Bebek ve annesinin yıkanacağı suyun içine altın, gümüş, nazarlık atılır. Bu suyla önce anne sonra bebek yıkanır. Anne çocuğun üstüne gitmez. Giderse çocuğu bastıracağı ve büyüyemeyeceğine inanılır. Bebekler, kırkları dolmadan evden çıkartılmaz. Kırkının çıktığı gün mutlaka gezmeye götürülür. Gidilen ev ne kadar uzak olursa, çocuğun sesinin o kadar güzel olacağın inanılır. Misafir gidilen evin sahibi annenin saçına un sürer, anlamı uzun ömürlü olmasıdır. Bebeğe de yumurta verilir bunun anlamı da sağlıklı olmasıdır.

Kırklama geleneği tahminen şamanist dönemlerden günümüze kadar gelen bir gelenektir. bebek kırkıncı gününü doldurduğunda artık kötü güçlerin etkisinden kurtulduğuna inanılır ve ve bi nevi kutlama yapılır

Ege’ de bir inanışa göre doğumdan sonra kırk gün içerisinde anne ve bebek her türlü hastalık tehlikesine açıktır. Bu nedenle aile büyükleri tarafından loğusa kadın evde yalnız bırakılmamaya özen gösterilmektedir. Bebek kırkı dolmadan dışarı çıkarılmamakta, başka kırklı kadın ve çocuğu ile karşılaştırılmamaya dikkat edilmektedir.

Anne ve bebek kırk gün sonra “kırklanmaktadır”. Yalnız Ev Köyü’nde bu töre yalnızca kadınlar tarafından yerine getirilmektedir. Anne ve bebeğin, kırklama işleminden sonra tüm tehlikelerden kurtulacağına inanılmaktadır. Tüm akrabaların toplandığı bu törende içinde ayak değmeyen yerden toplanan kırk tane çakıl taşının olduğu kırklama suyu ile bebek yıkanmaktadır. Bunu anne ve bebeğin tüm kirli giysilerinin yıkanması izlemektedir. En son olarak kırklama suyu ayak değmeyecek bir yere dökülmektedir.

#16kuzum200715/04/2010, 19:39

saçma arkadaşlar kırk diye bişey yoktur batıl inanç hepsi dinde yer almayan şeyleri yapmak ve uygulamak kesinlikle tehlikeli ve zararlıdır ben çocuğuma öyle tip şeyleri yaptırmadım sizde yaptırmayın olmuyacak şeyleri yüzeye çıkarmayın 40 dediğiniz durumunuz varsa kurban kesersiniz mevlüt okutursunuz budur.40 .benden söylemesi bilgi almak isteyen müftülüğü arasın

#17talyan0315/04/2010, 19:42

Kırklama Nedir – Kırklama Nasıl Yapılır – Bebek Nasıl Kırklanır

Loğusa için yapılan son tören “Kırklama-Kırklanma” törenidir. Kadının doğum yaptığının kırkıncı günü ocağa bir kazan vurulur. Kazan su ile doldurulur. Altına ateş yakılır Loğusa bu su ile yıkanacaktır. Loğusa topladığı kırk küçük taşı bu suyun içine atar. Her taş bir gün içindir.

Ayni anda üç tane de irice taş alınır. Yanan ateşin içine konur. Su ısınana kadar bu taşlar akkor hale gelir. Madeni bir kap içine belli miktarda su konur. Kırklanan kadın bacaklarını açıp su kabının üstünde durur. Su kabının çevresini bir kilim / battaniye ile sarar. Ebe ocaktaki taşları maşa ile alıp suya atar. Büyük bir buhar bulutu oluşur.
Buharın yayılmasını kilim / battaniye önler. Buhar loğusanın vücudunu kaplar. İnanışa göre bu uygulama loğusanın kemiklerini damarlarını açar. Mikropları öldürür hastalıkları defeder.
Buhar son bulduktan sonra loğusa kazanda ısıtılan su ile iyice yıkanır. Yıkandıktan sonra sudaki küçük taşları alıp eğilir ve arkadan öne doğru bacakları arasından atar. Bu hareketi yapınca “taş gibi sağlam” olacağına inanılır.

Ayni ayda doğum yapanlar çocuklarının kırkı karışmasın diye karşılaşmaktan kaçınırlardı. Çocuklarının beşiklerine veya salıncaklarına ayna asarlardı.

Loğusa kadınların tehlikeye açık oldukları ve bu tehlikenin kırklanana kadar devam ettiğine inanılırdı. “Lohusanın mezarı kırk gün açıktır” sözü bu inanışın açık bir ifadesidir.
Tıbbın bunca ilerlediği günümüzde de doğum yapanlara devletin doğumdan kırk gün önce ve kırk gün sonra doğum izni vermesi bu inanış ve uygulama ile hem çok uyumlu hem de çok anlamlıdır.

Bebeklerin (kız – erkek) memelerinde ağız sütünü andıran bir pelte vardır. Yaşlı kadınların inanışına göre bu pelte uğursuz bir maddedir. Kişiye iç sıkıntısı ve ağırlık verir. Bu sebeple vücuttan atılması gerekir. Bu sebeple doğumunun doksanıncı günü (üç aylık ) ya annesi ya da ebe tarafından soyulur ve sırt üstü yatırılır. Memeleri sıkılıp bu pelte çıkarılır. Çocuk önce ağlar ama ardından rahatlama ve huzur belirtisi gösterir. Bu işleme tabi tutun çocuklar akıllı ve ağırbaşlı oldukları ölçülü davrandıkları kabul edilir.
Çocuğun mumlu iplikle bağlanan göbeği kuruyup düşünce atılmaz. Önceden hazırlanmış mersin yaprağından yapılmış pudranın içine konur. Bir müddet saklandıktan sonra “okumuş adam olsun” dileğiyle okul avlusuna basılmayacak bir yere gömülür.
Kırklandığı halde bir bebek boynunu hala kaldıramıyorsa (başını dik tutamıyorsa) bir horoz kesilir ve boynu kaynatılıp anneye yedirilirdi. Bunun gücünün süt yolu ile çocuğa geçeceği ve boynunu kaldırabileceğine inanılırdı.
Altı ayı doldurmuşsa ve başını kaldıramıyorsa o çocuğa mutlaka eşek sütü içirtilirdi. Mutlak bir iyileşme sağlandığına inanılırdı. Ancak eşek sütü içirilen çocuklara çok kıllı olacağı korkusu ile bu yola en son başvurulurdu. (Baf köylerinde)
Çocuğun başında alnının biraz yukarısında yumuşak bir kısım vardır. “Buna bıngıldak” adı verilir. Çocuk konuşup “taş” demedikçe o bölgenin sertleşmediğine inanılır.
Çocuğun damarı yedi sinsileden çeker diye kabul edilir. Bu geriye dönük yedinci besle kadar olanlardan herhangi birinin özelliklerini taşıyabilir demektir.
Erkek dayıya kız halaya çeker diye kabul edilir.

#18ozlmsel15/04/2010, 19:45

ewt vardır cocuk kırklanır

#19GuL15/04/2010, 19:48

vay beeee…büyüye ve nazara onay veren bir doktor )) Kesin deli doktoru!!!

#20lovnblack15/04/2010, 19:51

tövbe yarabbiim…
bu ne yahu, "kırkı dolmadan dışarı çıkarmayacaktın" mı… gülsem mi, ölsem mi…
hem de büyü müyü…
yahu dinimizde kul hakkı diye bişey vardır, insanları ne çabuk lekeleyebiliyoruz, "aman falan yere götürdük de" yada "falan gördü de nazar değdi"…
ya olmadıysa öyle bir şey, bunun hesabını kim verebilir…
bence bu konuda önemli olan tek şey, sağlıktır…
meseleleri dine dayayıp da insanları zatıf noktalarından vurmaya gerek yok.
anne de, bebek de, sağlığına çabuk kavuşur hayata karışırlar, ha bazen de Allah korusun hastalık durumları olur hastaneyle ev arasında mekik dokursunuz, al o arada bul kırkını ellisini…
kaşınmayalım bence, adetti gelenekdi görenekti, kültürdü derken..
bebeğin de annenin de sağlığına dikkat etmek lazım, otla taşla yıkanılır mı yahu, hani taşla teyemmüm vardır da…
akıllı olmak lazım yawffff….
şaştım kaldım.. kusura bakmayın yani…

Yorumuzunu Ekleyin

Üye Adı:
E-mail:
Website:
Yorum:

Diğer YazılarAna Sayfa

Çanakkale Savaşını Anlatan Fotoğraflar

Çanakkale Savaşını Anlatan Fotoğraflar(0)

Çanakkale Savaşını her yönü  ile anlatan en güzel resimler 1915-16 yılları arasında gerçekleşen ve tarihimizdeki en şanlı zaferlerden biri olan Çanakkale savaşına ait tarihi fotoğraflar:

Necmeddin İmad Kimdir Kısaca Hayatı

Necmeddin İmad Kimdir Kısaca Hayatı(0)

Evliyalardan Necmeddin İmad Kimdir Necmeddin İmad On ikinci ve on üçüncü asırlarda Anadolu’da yaşayan velîlerden. Kayseri’de yaşamış olan Necmeddîn İmâd hazretlerinin hayâtıyla ilgili ayrıntılı bilgi yoktur. Necmeddin İmad Ancak Halvetiyye yolu ileri gelenlerinden olduğu ve 1224 (H.621) senesinde Kayseri’de vefât ettiği bilinmektedir. Kabri Kayseri’nin KalenderhâneSerçeoğlu mahallesinde ve HüseyinBey Hamamı karşısında olup, ziyâret edilmektedir.

Derimiz Suyun Altında Neden Büzüşür?

Derimiz Suyun Altında Neden Büzüşür?(0)

Derimiz Neden Suyun Altında Büzüşür? İnsan vücudu neredeyse su geçirmezdir. Vücudumuz sebum adında su geçirmez bir yağ ve mum karışımı üretir. En fazla sebum kafa derisi ve yüzümüzün üstünde bulunur.Bu yüzden en çok bu bölgeler yağlanır. Avuç içlerimizde ve özellikle ayaklarımızın altında sebum maddesinden fazla olmadığı için daha az su geçirmezlerdir. Küvet yada havuzda uzun

Pir Murad Baba Kimdir Kısaca Hayatı

Pir Murad Baba Kimdir Kısaca Hayatı(0)

Pir Murad Baba Kimdir ? Doğum yılı : 1915, vefatı: 11.11.2009 Annesi Güllü H tûn; Samsun’da medfun. Babası, Ömer Baba; Köy kabristanında. Pir Baba Hazretleri’nin hayatını sürdürdüğü yer; Gümüşhane ilinin Kelkit-Köse İlçesi’ne bağlı, eski ismi Şurut olan bugünkü adıyla Kabaktepe olarak bilinen köy, tarihte Seyyid Ahmed Baba ÇAĞIRGAN Hazretleri adına kaydedilmiş, bir vakıf köyüdür. Kabaktepe

Muhammed Ömer Kimdir Kısaca Hayatı

Muhammed Ömer Kimdir Kısaca Hayatı(0)

Muhammed Ömerin Hayatı Hakkında Bilgiler Molla Muhammed Ömer 1996′da Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesiyle Afganistan’ın büyük bir kısmı tarafından devlet başkanı olarak tanınan; ama uluslararası alanda Birleşmiş Milletler ve Birleşmiş Milletler üyesi birçok ülke tarafından devlet başkanlığı tanınmayan Afganistan eski devlet başkanı. Taliban’ın lideri.

Devamı
















Sponsors



İletişim

Sosyal networks

Gözde Kategoriler

Gizlilik Bildirimi © 1997-2013 odin.net Tüm hakları saklıdır. Site Haritası