Su ve Esma

Su deyince aklımıza hemen ne gelir? Elbette berrak bir mai diyeceksiniz. Elbette ama bu avami bir düşünce olur. Su deyince akla hemen ÅŸu Hadis-i ÅŸerif gelmez mi: Allah’ın arşı su üzerinde idi. Elbette diyenler çıkacaktır içinizden. Nasıl da akıl edemedik diyenler de.. Olsun akıl etmek etmemek mühim deÄŸil. Åžimdi sadede geldik ya.

Evet su…
Hayat kaynağı varlık. Küre-i arzın üçte ikisini kaplayan mai…

Evet, üçte iki. Vücudumuzun yüzde yetmiÅŸini de o oluÅŸturur. Peki. Öyleyse suyun önemi her ÅŸeyden varestedir. “Biz her ÅŸeyi sudan yarattık” buyuran Mevla’mız bize bu kaynağı iÅŸaret ediyor.

Öyleyse su manevi yönden de bir dayedir. Yani onun karşılığı bir mana dahi olmalı. Su… Tasavvufta ab-ı hayat, diriltici soluk, diriliÅŸin kaynağı ve besleyen unsur olarak geçer…
Peki, nedir diriltici soluk… Bunu iyice irdelemek gerek. Bunu iyice bellemek gerek ki gerçek hazineye yol bulunabilsin.

Su içilince bir dua vardır Mecmuat’ül Ahzab’ta. Dua-i Nebevi bölümündedir bu dua. Seni tenzih ederiz ya rabbi. Sen Âlim ve Hâkim’sin… Sen bizim bilmediklerimizi bilirsin… duası. “Sübhaneke la ilmelena illa ma allemtena inneke entel alimül hakim…”

Evet, su içilince bu dua okunur. Peki bu duayı biz pek iyi hatırlıyoruz ki meleklerin duası idi. Hani Allah meleklere “Dünyada insan yaratacağım” diye buyurunca onlar “Biz seni tesbih etmiyor muyuz kan dökecek insanlar mı yaratacaksın orada” deyince Allah-ü Teala ben sizin bilmediklerinizi bilirim, demiÅŸti ve Adem’e isimleri sormuÅŸtu. Adem ise isimleri tek tek saydı.

Ve Allah-ü Teala “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim dememiÅŸ miydim.” diye buyurmuÅŸtu. Ve melekler de bu duayı okumuÅŸlardı. “Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz…” diye baÅŸlayan dua…
Evet, işte bu duadır su içildikten sonra okunan dua.

Hamd makamında Elhamdülillah ufkunda.
Peki, içilen bir ÅŸey mi vardır o anda. Nedir okunan. Elbette iÅŸte sır burada gizli. Okunan esmadır ve meleklerin Adem’in aÄŸzından dinlediÄŸi bu isimler tek tek onları gaÅŸy etmiÅŸtir…

Bu duanın onları su içmiş gibi doyurduğu bellidir. Tensim suyu gibi mest ettiği açıkça ortadadır. Yani okunan diriltici iksirdir.

İsimler bildiÄŸimiz gibi Kuran’ın geldiÄŸi ufuktur. Zira Allah-ü Teala onları her ismin azamlık mertebesinden süzmüş ve dünya semasına indirmiÅŸ adeta yaÄŸmur gibi Resul ü Ekrem’in gönlüne serpmiÅŸtir, akıtmıştır.

İşte bu noktada Kur’an sudur, yani iksirdir. Melekler onu içmiÅŸlerdir. Ve sübhaneke la ilmelena… diyerek dua etmiÅŸlerdir. Bu bir hamddir, bir şükürdür. Öyleyse Kur’an bir iksirdir, bir kevserdir, bir ab-ı hayattır.

Meleklerin Kur’an okunurken onun her bir kelimesini massettikleri de Hadis-i Åžerif’te beyan olunmaktadır. Evet, bu zikir ile gıdalanma onların varlıklarının gayesidir.

Peki biz diriliÅŸ için kalp ve ruhumuzun diriliÅŸi için ne içmeliyiz.. Elbette bu sudan içmeliyiz. Bu iksirden yudumlamalıyız. Ayet ayet onu kana kana, sure sure onu doya doya içmeliyiz. Yoksa kururuz, biteriz tükeniriz…

Åžimdi gelelim Risale-i Nur’a..
Ve onun Kur’an’ın hakiki tefsiri olduÄŸu gerçeÄŸine.. Ve çok kez onun mektuplarının, makalelerinin ve bölümlerinin sonlarında okuduÄŸumuz duaya dikkat edelim.

Evet dua: Seni tenzih ederiz ya Rabbena sen bizim bilmediklerimizi bilirsin, sen Alim ve Hakimsin… diye söylenen melek duası… Yani esma rahle-i tedrisi sonrası okunan, bir dersin sonunda terennüm edilen niyaz.

İşte bu Risale-i Nurun da esma-i ilahi kaynaklı ve Kur’an odaklı olduÄŸuna bir minik iÅŸaret size.
Ve meleklerin gıda aldıkları bir unsundur bu kitaplarda.

Onun için son devrin insanlarının kalbi ve ruhi susuzluÄŸunu gideren en güzide eserler göklerden takaddur eder gibi gelen ve hakiki ilham olan bu eserlerdir…

İşte bu eserlerin en güzide naÅŸirinin hayatında da bu su unsuru temerküz etmiÅŸtir… İlk görev yaptığı ÅŸehir olan Edirne sanki bir su kaynağıdır. Meriç, Tunca, Arda nehirlerinin ortak paydası bir ÅŸehirdir Edirne. Şükrü temsil eden bir askerin torunu bu ÅŸehirde zuhur etmiÅŸtir.

Ve bu zatın kaldığı sokağın ismi bile su ile ilgidir. Manyas Çukuru Sokak. Yani kuÅŸ cennetinin ve önemli bir gölün ismi…

Ve ilk kaldığı apartmanın ismi de çeşme. Çeşme semtinde bulunduğu için ismine çeşme demişler.. Ve orada nice insan ebedi kurtuluşa ermiştir. İmanını kurtarmış ve kendini orada dirliğe kavuşturmuştur.

Ben de orada ilk dersimi almıştım. Ve aldığım ilk ders Allah’ın bir kulundan öğrendiÄŸim esma-i İlahiye idi. Evet ÇeÅŸme’de kurnadan akacak yegane özlü su esmadır ve ilk olarak benim avuçlarıma da o sular boÅŸalmıştı..

Ve onları yudum yudum içmiÅŸtim… Zuhur da yazdı ilk yazılarını güzel insan.

Sonra Sızıntı, YaÄŸmur… Nil yayınevi, Kaynak yayınları vs. ÇaÄŸlayan mecrasından akan hep su odaklı mai zemzem gibi yayınlardır bunlar…
Evet çünkü esma kaynaklı, yani meleklerin otağında damıtılmış katreler..

Ya da onların bile gıda aldıkları billurdan iklim, safi soluklar, tertemiz nefesler, diriltici kevserler, tensim suları…

YaÅŸar Tunagür’ün Kestane Pazarından ayrıldığı günler bir zat çok üzülüyor. Bu hoca giderse artık kim bizleri besleyecek diye üzüntüsünü tazarru ÅŸeklinde Mevla’ya sunuyor. O gece rüyasında Erzurum’dan İzmir’e doÄŸru akan bir nehir görüyor ve içi gaÅŸy oluyor.

Mutlu bir ÅŸekilde uyanıyor ve cevabını almış oluyor. Bir süre önce de Hocaefendi’nin İzmir’e tayini çıkıyor. Evet, ab-ı Kevser kaynağı zat bellidir.

O bir diriltici soluktur ve binlerce yüz binlerce insana hayat bahÅŸedecek ve onların kalp ve ruhlarının cennet-asa bir bahara çevrilmesine vesile olacaktır…

Kur’an kaynaklı bu soluÄŸa koÅŸalım. Bu solukta diriliÅŸe erelim.. Onun iklimine girelim. Onun nefesiyle rıza ve rıdvan iklimlerine kanatlanalım ve Cemal-i İlahi ile ÅŸerefyab olalım.

Mehmet ErdoÄŸan

Subhaneke la ilmelena illa ma allemtena, inneke entel alimül hakim, ve ahiri davaühüm. enil hamdü lillahi rabbil alemin.

Haziran 10 2008 02:37 pm | Risali-e nur

Yorum Yapabilirsiniz

Yorum yazabilmek için Giriş Yapmalısınız.

XML-Sitemap