Zekat
Muhterem Müslümanlar!
İslâm’ın beş temel esasından biri de zekattır. Zekatı, dinen zengin sayılan kimseler verir. Kur’ân-ı Kerîm’de 34 yerde namazla birlikte, 28 yerde ise müstakil olarak zekata yer verilmesi bu ibadetin önemini ortaya koymaktadır.
Zekatın bir çok hikmeti vardır. Zekat, toplumda sosyal dayanışma ve paylaşma duygusunu geliştirir. Cimrilik hastalığını tedavi eder. Cömertlik duygularını güçlendirir. Hayır-hasenat kapılarını açar. Gelir dağılımındaki dengesizliğin giderilmesine katkıda bulunur. Servet düşmanlığını azaltarak zengin-fakir arasında köprü oluşturur, toplumda huzura ve birliğe katkı sağlar.
Değerli Müslümanlar!
Yüce Kitabımıza göre her zengin müslümanın kazancında, fakirlerin hakkı vardır. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de “Zenginlerin mallarında, yardım isteyen ve iffetinden dolayı isteyemeyip mahrum olanlar için bir hak vardır.”[1] buyrulmaktadır. Zekat vermemek, fakirin hakkını gasbetmektir. Bu ise kıyamet günü Allah’ın huzurunda hesabı ağır olacak bir vebaldir. Peygamberimiz de zekatı verilmeyen malın kıyamet gününde zehirli bir yılan misali mal sahibinin boynuna dolanacağını ifade etmektedir [2]. Ayrıca zekat ve sadaka, müminlerin, Allah sevgisini, mal ve servet sevgisinden daha üstün tuttuklarının bir ifadesidir. Çünkü sadaka veya zekat veren kimse, verdiği şahıslardan hiçbir karşılık beklememektedir. Bunu sadece ibadet kasdı ve Allah rızası için yapmaktadır.
Nitekim kendi rızası için harcayanlara Yüce Allah, harcadıklarının kat kat fazlasını dünya ve âhirette ihsan edecektir. Bu konuda Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın rızasını kazanmak arzusuyla ve kalben mutmain olarak mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yüksek yerdeki güzel bir bahçenin durumu gibidir ki bol yağmur alınca iki kat ürün verir. Bol yağmur almasa bile çiseleme bile yeter. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir”[3]. “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir”[4].
Muhterem Müslümanlar!
Zekatın, sadakanın ve diğer yardımların fakirleri incitmeyecek şekilde verilmesi oldukça önemlidir. Riya ve gösteriş maksadıyla veya fakirin onurunu zedeleyecek tarzda yapılan yardımlardan sevap elde edilemeyecektir. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de bu hususa şu şekilde dikkatlerimizi çekmektedir: “Mallarını Allah yolunda harcayan, sonrada harcadıklarının peşinden (bunları) başa kakmayan ve gönül incitmeyenlerin, Rableri katında mükâfatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma ile gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir [5].
Muhterem Müminler!
Mal ve mülkün hakiki sahibi Allah’tır. Bizler O’nun emanet olarak lütfettiği malın ve mülkün geçici bekçileriyiz. Şeytanın, zekat verdiğimiz takdirde fakir düşeceğimiz vesvesesine kapılmadan zekatlarımızı verelim. Yüce Rabbimizin rızasını gözeterek ve yoksul kimselerin onurunu incitmeden, yapacağımız yardımların sevaplarımızı çoğaltmasının yanında, malımıza bereket, yuvalarımıza huzur getireceğini unutmayalım.
______________________
[1] Zâriyât, 51/19.
[2] Buhârî, “Kitâbü’z-zekât”, 3.
[3] Bakara, 2/265.
[4] Bakara, 2/261.
[5] Bakara, 2/262-263.
[6] Buhârî, “Kitâbü’z-zekât”, 10.
İstanbul Müftülüğü
Hutbe Komisyonu
Eylül 28 2007 11:41 pm | Makaleler
Yorum Yapabilirsiniz
Sen, olmalısın Giriş Bir Yorum Yaz.
