Kurban bir ibadettir
Soru: Kurban ne demektir? Bir ibadet midir? Kur’an-ı Kerim’de yer almakta mıdır? Kurban; bir katliam, bir vahşet midir? Hükümlerini izah eder misiniz?
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim.
Son zamanlarda bir tv. kanalında canlı olarak yayınlanan bir programda, “Kurban ibadetinin katliam olduğu” şeklinde bazı itham ve itirazlarda bulunulmuştur. Yine bazı kişilerin görüşlerine atıfta bulunularak, “Kur’an-ı Kerim’de kurban ibadetinin yer almadığı” gibi iddialar söz konusu edilmiştir.
Her şeyden önce şunu belirtmek gerekir ki, kurban kesmek bir ibadettir. Hem de Müslüman toplumların belirli simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri özellikle milletimizin dini hayatında önemli bir yer tutmaktadır.
Kurban ibadeti, Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde yer almaktadır. Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz bizzat kurban kesmiş, O’na uyarak Müslümanlar da kurban kesmişler ve kesmektedirler. Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını gerektiğinde ALLAH Teâlâ’nın yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir. Kurban ibadetini yok saymak, gerçeği görmemektir. Kurban ibadetine katliam demek ise en hafifi ile Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimize, dine ve Müslümanlara saygısızlıktır.
Dini konuların ehil kimselerce tartışılması, toplumun aydınlanması bakımından önemli ve gereklidir. Ancak bu tartışmalar yapılırken toplumun dini duygularının rencide edilmemesine de gerekli özenin gösterilmesi gerekir. Ülkemizde, insanların dini hassasiyetlerini dikkate almadan rencide edici bir üslup içerisinde yapılan özensiz münakaşalar üzüntü vericidir. Kurban kesiminin vahşet ve katliam, Kurban Bayramının da kavurma bayramı olarak nitelendirilmesi, kurbanı ibadet kabul eden milyonlarca insanımızı derinden rencide etmektedir. Bu itibarla Müslüman kardeşlerimizin, muteber dini kitaplarımızda yazılı olan fetvalara uymalarını tavsiye ediyorum.
Dininizi öğrenmek, ALLAH Teâlâ’nın rızasını kazanmak istiyorsanız, muteber bir ilmihal kitabı, bilhassa merhum Ömer Nasuhi Bilmen hocaefendinin “Büyük İslâm İlmihali” adlı eserini alınız. “Büyük İslâm İlmihali” her Müslümanın evinde ve işyerinde mutlaka bulunması ve okunması gerekli bir ilmihal kitabıdır. Bu ilmihali alırken mutlaka ama mutlaka “Sadeleştiren Mehmet TALÛ” başkanlığında ilmi bir heyet baskısını alın. İtikada, taharete, namaza, oruca, zekata, hacca, İslâm ahlâkına, iyi ve güzel huylara, kötü ve helak edici ahlâka ait bilgileri o güvenilir kitaptan öğrenip, elden geldiği kadar hayatınıza uygulayınız.
Muhterem okuyucu!
Kurban: “Muayyen bir vakitte, muayyen bir hayvanı ibadet maksadıyla usûlüne uygun olarak kesmek” demektir. “Muayyen vakit”ten maksat: Kurban bayramı günleri, “muayyen hayvan”dan da maksat: Koyun, keçi, sığır ve deve gibi şer’an kurban edilmesi caiz olan hayvanlardır. Kurban Bayramında kesilen kurbana udhiye, hacda kesilen kurbana ise hedy denir.
Sözlükte yaklaşmak, ALLAH Teâlâ’ya yakınlaşmaya vesile olan şey anlamına gelen kurban, ALLAH Teâlâ’ya yaklaşmayı, ALLAH Teâlâ’nın yolunda malların feda edilebileceğini, ALLAH Teâlâ’ya teslimiyeti ve şükrü ifade eder. Kurban, daha önceki bütün ilâhi dinlerde mevcut bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim, kurban ibadetinin Hz.Adem (A.S.)’ın çocuklarıyla birlikte başladığını haber verir. Şöyle ki:
“Onlara Adem’in iki oğlu, Habil ve Kabil’in haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden ise kabul edilmemişti.”1
Ayet-i Kerimede kabul edildiği belirtilen kurban Habil’e aitti ve bir koçtu. Kabul edilmeyen de Kabil’e aitti ve ekindi.
Kurban, bugünkü şekli ile Hz.İbrahim (A.S.)’a dayanır. Cenâb-ı Hakk’ın dostu olma şerefiyle şereflenmiş bir Peygamber olan Hz. İbrahim (A.S.), bir adakta bulunmuş, bir oğlu olduğu takdirde onu ALLAH Teâlâ’ya kurban edeceğini adamıştı. Aradan geçen zaman içerisinde oğulları olmuş ama O, adağını nasılsa unutmuştu. Rüyada oğlunu kurban ediyor görmüş ve irkilmişti. Tefsirlerde ifade edildiğine göre Hz.İbrahim (A.S.), bu rüyayı üç ayrı gece görmüştür. Peygamberlerin rüyası vahiy olduğu gibi, onlar tarafından yapılan tabirleri de vahiydir. Hz.İbrahim (A.S.) da rüyasını, oğlunu kurban etmesi gerektiği şeklinde tabir etmiş ve böylece bu tabir de vahiy olmuştur. Artık Hz. İbrahim (A.S.)’ın, bu vahyi yerine getirmesi gerekiyordu. Elbette bu, çok zordu, ama ALLAH Teâlâ’dan aldığı vahye uymaması daha zordu. Hz. İbrahim (A.S.), büyük bir imtihan karşısında olduğunu anladı. Hiç tereddüt etmeden ALLAH Teâlâ’ya teslim oldu ve konuyu oğlu Hz.İsmail (A.S.)’a açmış, oğlu büyük teslimiyet göstermişti. Bunun üzerine adağını yerine getirmek için O’nu kesmeye teşebbüs etmiş, ancak ALLAH Teâlâ, O’nun bu bağlılığına karşılık Hz.İsmail (A.S.)’ın yerine bir koyunun kurban edileceğini Cebrail (A.S.) vasıtasıyla kendisine bildirmiştir.
Yazar: Mehmet Talu HocaEfendi
Kaynak: İtibar-HaberKonu ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmuştur:
“Hz. İsmail (A.S.), babası Hz.İbrahim (A.S.) ile beraber yürüyüp gezecek çağa gelince, babası:
- Oğulcağızım, yavrucuğum! Ben seni rüyada boğazladığımı görüyorum; bak artık, bir düşün, ne dersin? dedi. Hz.İsmail (A.S.) da:
- Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşaALLAH beni sabredenlerden bulacaksın, dedi.”
Aman ALLAH’ım! Muhterem okuyucu! Şu teslimiyete bakın! Kendimizi bir Hz.İbrahim (A.S.) yerine koyalım! Bir de Hz.İsmail (A.S.) yerine! Aynı teslimiyeti gösterebilir miydik? Ne dersiniz? Hz.İsmail (A.S.) gibi: “Ey babacığım! Madem ki ALLAH Teâlâ’nın emridir. İşte boynum, ALLAH Teâlâ’nın emrine karşı kıldan incedir, emrolunduğunu yap, kesebilirsin, inşaALLAH beni sabredenlerden bulacaksın!” diyebilir miydik? Yoksa olanca gücümüzle isyan mı ederdik? Şahsî, iş ve ev hayatımızdaki yaşantımız, hareket tarzımız nasıl davranabileceğimizi gösteriyor, değil mi?
“Bu şekilde her ikisi de ALLAH Teâlâ’nın emrine teslim olup, babası oğlunu alnı üzerine yıkıp yatırınca, Biz O’na:
- Ey İbrahim! Gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin. Hiç şüphe yok ki biz iyi hareket eden kimseleri böyle mükâfatlandırırız, diye nida ettik. Gerçekten bu, apaçık ve kesin bir imtihandır.
Biz, oğlunun yerine O’na büyük bir kurbanlık fidye verdik.” (Saffat Sûresi: 102-107)
Görülüyor ki, Kur’an-ı Kerim de Hz. İbrahim(A.S.)’ın gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit etmiştir. Çünkü Cenâb-ı Hak kendisine seslenirken:
“Ey İbrahim! Gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin.” buyurmuştur.
Hz.İbrahim (A.S.), ALLAH Teâlâ’nın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı üzerine yatırınca, Cenâb-ı Hakk, Hz.İsmail (A.S.)’ın yerine bir koyun kurban etmesini emretmiştir. Hz.İsmail (A.S.)’ın yerine bir koyunun kurban edilmesinin emredilmiş olması, Cenab-ı Hakk’ın insanlığa büyük bir lütfudur. ALLAH, İnsanları Hz. İbrahim (A.S.) gibi Ulu’l-azm bir Peygamber aracılığıyla insan kurban etmekten kurtarmış olmasaydı, muhtemelen insanlar, “İnsan kurban etme” gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilir ve onları o korkunç gelenekten kimse kurtaramazdı. Hz. İbrahim (A.S.), oğlu yerine Cenâb-ı Hakk’ın kendisine gönderdiği koçu kurban etmiştir. Böylece kurban, Hz. İbrahim (A.S.)’dan sünnet olarak bu şekilde bize intikal etmiştir.
Hz. İbrahim (A.S.)’ın, oğlu Hz.İsmail (A.S.)’ı kurban etmek istemesinin bir benzerinin de Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin dedesi Abdulmuttalib tarafından yaşandığı haber verilmektedir. Zemzem kuyusunun kazılması sırasında Kureyş’le karşılaştığı zorluklardan dolayı Abddulmuttalib, eğer on tane oğlu olursa onlardan bir tanesini Kâbe’nin yanında ALLAH için kurban etmeyi adamıştı. Çekilen kur’a da, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin babası Abdullah’a çıkmıştı. Abdulmuttalib adağını yerine getirmeye karar verdi. Kureyşliler böyle bir adetin yerleşmesinden korkarak, kendisine engel olmuşlardı. Daha sonra Abdullah’ın yerine 100 tane deve kurban edilmiştir. Bu olayla Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin, insanlığa kurtarıcı olarak gelişinin bir işareti olarak, insan hayatının maddi ölçüsü tam 10 misli yükselmiş bulunuyordu.
Kurbanın dini kaynağı
Soru: Kurbanın dini kaynağı nedir?
Cevab: Bismillâhirrahmanirrahim.
Yüce dinimizin fakir komşuyla zengin komşu arasındaki dengeyi sağlayan ve sosyal adaletin gerçekleşmesine dayanak olan vecibelerden biri olan Kurban, hicretin ikinci yılında Müslümanlara meşru kılınmıştır. Kurban, mali ibadetlerden birisidir. Bu, Cenab-ı Hakk’ın ihsan buyurduğu varlığa karşı bir şükran borcudur. Meşruiyeti yani dinî dayanağı: Kur’an-ı Kerim, Hadis-i Şerif ve İcma-i Ümmet ile sabittir.
Kurban’ın meşru kılınmış bir ibadet olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’de deliller bulunmaktadır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur:
“Rabbin için namaz kıl ve nahr yap, kurban kes!” (Kevser Sûresi: 2)
Tercih edilen bir tefsire göre; ayet-i kerimede geçen namazdan maksat: Bayram namazı, nahrdan da maksat: Kurban kesmektir. Yukarıda zikrettiğimiz Saffat Sûresi: 107. Ayet-i kerimesinde; Hz.İbrahim (A.S.)’ın oğlu Hz.İsmail (A.S.)’ın yerine bir koçun, ALLAH tarafından kendilerine fidye, kurban olarak verildiği açıkça bildirilmektedir. Ayrıca diğer bazı ayet-i kerimelerde de kurban ibadeti ile ilgili hususlar mevcuttur. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
“Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksula yedirin!” (Hacc Sûresi: 28)
“Biz, her ümmete, Kurban kesmeye uygun hayvan cinsinden kendilerine rızık olarak verdiklerimiz üzerine ALLAH Teâlâ’nın adını ansınlar diye kurban kesmeyi gerekli kıldık. İmdi, İlâhınız, bir tek İlâh’tır. Öyle ise, O’na teslim olun. Ey Muhammed! O ihlaslı ve mütevazı insanları müjdele!” (Hacc Sûresi: 34)
“Biz büyük baş hayvanları da sizin için ALLAH Teâlâ’nın dininin işaretlerinden, kurban kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken üzerlerine ALLAH Teâlâ’nın ismini anınız ve kurban ediniz. Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık canı çıktığında onlardan hem kendiniz yiyin, hem de ihtiyacını gizleyen-gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize verdik.” (Hacc Sûresi: 36)
“Onların ne etleri ne de kanları ALLAH Teâlâ’ya ulaşır; fakat O’na sadece sizin takvânız ulaşır.” (Hacc Sûresi: 37)
Bu ayet-i kerimelerde zikredilen hayvan kesiminin, et ihtiyacı temini için kesilen hayvanlar olmadığı, bunların ibadet amaçlı birer uygulama oldukları gayet açıktır. Et ve kanların ALLAH Teâlâ’ya ulaşamayacağının, asıl olanın ihlas ve takva olduğunun bizzat ayet-i kerimenin metninde yer alması bunu açıkça ortaya koymaktadır.
Görülüyor ki: Kurban ibadetinin dini delillerinin Kur’an-ı Kerim’de bulunmadığını iddia etmek ve ALLAH Teâlâ’nın bu çeşit bir emrinin olmadığını ileri sürmek tamamen yanlıştır.
Yazar: Mehmet Talu HocaEfendi
Kaynak: İtibar-Haber
Kasım 27 2007 11:53 pm | Makaleler
Yorum Yapabilirsiniz
Sen, olmalısın Giriş Bir Yorum Yaz.
