Camiler
1 Ekim’de “Camiler ve Din Görevlileri Haftası” başlıyor. İslâm’ın ilk yıllarından itibaren camiler İslâm ümmetince en mübarek mekanlar olarak bilinmiştir.
Peygamber asrında mescitler hem müslümanların Allah’a kulluk görevlerini arzettiği özel mekanlar, hem Resûl-i Ekrem Efendimizin, ilk müslümanlara yüce dinimizin esaslarını, müslümanlık ve insanlık değerlerini öğrettiği ilk eğitim kurumları, hem de toplumsal meselelerinin müzakere edildiği, dertlerin paylaşıldığı sosyal kurumlardı.
İslâm tarihinin her döneminde müslüman fatihler, hükümdarlar, ülkeleri, şehirleri fethettikleri zaman, ilk idealleri, oralara camiler yapmak olmuştur. Böylece hem yeni topraklarındaki varlıklarını bu eserlerle ebedileştirmişler, hem de Kur’an’da geçen, “Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah’a derin bir saygıyla bağlı olan kimseler yapıp yaşatırlar”[1] meâlindeki ilâhî iltifata mazhar olmak istemişlerdir.
Aziz Müminler!
Bizim medeniyetimizde camiler, elbette öncelikle birer ibadet yerleridir. Ama hepsi o kadar değil… Bizim medeniyetimizde camiler, beşerî âlemle ilâhî âlem arasında ruhânî birlikteliğin yaşandığı, ruhlarımızı ve iradelerimizi Allah’a teslim ettiğimiz yerlerdir.
Bizim medeniyetimizde câmiler, aynı zamanda sanatta güzelliğin ve zerafetin, yönetimde ihtişam ve azametin, insan ilişkilerinde inceliğin, özverinin, birlik ve beraberliğin, dostluk, kardeşlik ve dayanışmanın tecelli ettiği yerlerdir. Bizim medeniyetimizde camiler, dinî ve millî değerlerimizin, edep ve ahlâkımızın hem öğretildiği hem de en zarif bir şekilde örneklerinin sergilendiği, uygulandığı birer eğitim merkezidir.
Hulasa, üzerinde yaşadığımız yerin bizim yerimiz olmasının en büyük alameti, orada yükselen kubbeler, minareler, orada gök kubbeyi inleten ezanlar olmuştur.
“Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli,
Ebedî yurdumda benim inlemeli.”
Onun içindir ki ecdadımız, sanatta ulaştığı ustalığın zirvesini hep camiye saklamış, büyük bir gurur ve vecd ile cami mimarisinde ifade etmişlerdir. En güzel taş işçiliğimiz, en güzel mermer, ağaç, sedef ve çini işlemelerimiz, halılarımız, şamdanlarımız, rahlelerimiz, hat örneklerimiz… Hepsi camide buluşmuştur. Özellikle böylesi Ramazan günlerinde teravihleri, mukabeleleri, vaaz ve irşadlarıyla camilerin tadı daha bir doyumsuz olmaktadır.
Bu arada İstanbul Müftülüğü camiası olarak siz hayırsever İstanbul halkına bir takdir ve şükran borcumuzu da ifade etmek istiyoruz. Bilindiği gibi zaman zaman camilerde siz İstanbullulardan yardım talep edilmektedir. Bilesiniz ki yaptığınız küçük küçük katkılarınızla her sene İstanbul içinde ve dışında, hatta ücra köylerde, yurtdışındaki müslüman beldelerde, Sakarya Üniversitesi Camii’nden, Kazakistan’da Dede Korkut’un memleketi olan Gazaliye kasabasındaki camiye kadar yüzlerce cami yaptınız, yapmaktasınız. Bu millete, biz İstanbullulara yakışan da budur. Allah bizleri “veren el” olmaktan geri koymasın.
Yüce Rabbimiz, vatanımızı camisiz, gök kubbemizi ezansız, mihraplarımızı imamsız bırakmasın!
Aziz Cemaat!
Bu hafta bizim canımızı, malımızı korumak, kurtarmak için adeta kendilerini ateşe atan itfaiyecilerimiz 293. kuruluş yıldönümlerini kutluyorlar. Dinimizde insanların can ve mal güvenliği için çalışmanın ibadet değeri taşıdığını anlatan pek çok âyet ve hadis vardır. Mâide sûresinin 32. âyetinde “Bir insanın hayatını kurtaran kişi, bütün insanlığa hayat vermiş gibidir” buyrulur. İnsan hayatına böylesine değer veren bir dinin mensupları arasında, lüzumsuz ihbarlarda bulunma, yanlış park yapma gibi çirkinliklerle itfaiye çalışanlarının işlerini güçleştiren insanların bulunması ne acı!
Her gün ortalama 100 itfaiye hadisesinin yaşandığı İstanbul’da bu kardeşlerimize güçlük çıkarmak değil, işlerini kolaylaştırmak hem insanlık ve vatandaşlık görevi, hem de “İnsanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunandır” buyuran Sevgili Peygamberimizin bize miras bıraktığı ahlâk-ı Muhammedî’nin gereğidir.
Yüce Rabbimiz cümlemizi her türlü afetlerden muhafaza eylesin.
___________________
[1] Tevbe, 9/18.
Prof. Dr. Mustafa ÇAĞRICI
İstanbul Müftüsü
Eylül 28 2007 11:47 pm | Makaleler
Yorum Yapabilirsiniz
Sen, olmalısın Giriş Bir Yorum Yaz.
