Aklı karışıklar için kılavuz
Haziran 23rd, 2007 -- Posted in Makaleler | No Comments »![]() |
|
![]() |
|
Şüphe yok ki, Allah’ın bize layık görüp verdiği bu hayatı sevmeli, ölümü değil yaşamayı istemeliyiz. Rabbimizin bizim için yarattığı nimetlerden meşru ölçülerde yararlanmalıyız. Ancak şu gerçeği hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamalıyız: Bu dünya, her şeyi ile fânidir. Bâki olan yalnızca Allah’tır. Her canlı mutlaka ölümü tadacak, bu dünya hayatı sona erecek ve inancımıza göre daha hayırlı ve ebedî olan âhiret hayatı başlayacaktır. Doğum gibi, ölüm de Allah’ın değişmez bir kanunudur. Ölüm, yok olup gitmek değil, yeni ve ebedi bir hayatın başlangıcıdır.
continue reading »
Soru: Son günlerde, şehitlerimizin cenaze törenlerinin adeta mitinge dönüştürülmesini ve bu vesileyle bazı devlet büyüklerinin protesto edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cevap: Şehitlik, Hak katında nübüvvet ve sıddîkıyet makamlarından sonraki en büyük payedir. Kur’an-ı Kerim, şehitlere ölü denilemeyeceğini, onların mânen ölmediklerini, şehadet şerbeti içmeleriyle beraber farklı bir hayat mertebesine geçirildiklerini ve ötede pek büyük mükafat elde edeceklerini değişik ayet-i kerimelerde dile getirmiştir: “Allah yolunda öldürülenler hakkında “ölü” demeyin. Bilakis, onlar diridirler, fakat siz bunun farkında değilsiniz.” (Bakara, 2/154) mealindeki ilahî beyan şehitlerle alâkalı ayetlerden sadece biridir.
Rabbinizden olan bir mağfirete ve cennete (kavuşmak için) ‘çaba gösterip-yarışın,’ ki (o cennet) genişli
ği gök ile yerin genişliği gibi olup Allah’a ve Resûlü’ne iman edenler için hazırlanmıştır. İşte bu, Allah’ın fazlıdır ki, onu dilediğine verir. Allah büyük fazl sahibidir. (Hadid Suresi, 21)
İnkar edenlerin içinde sonsuza kadar kalacakları yer, bedenlerine ve ruhlarına acı tattırmak için özel olarak yaratılmış olan “cehennem”dir.
Çünkü inkar edenler suçludurlar ve Allah’ın adaleti, her suç için bir ceza gerektirir. İşledikleri suç ise, olabilecek en büyük suçtur. İnsanın kendisini yaratan, ona can veren Allah’a isyan ve nankörlük etmesi, tüm evrendeki en büyük suçtur. Böyle büyük bir suça da büyük bir ceza gerekir ki, cehennem bu adaleti yerine getirmek için vardır. İnsan Allah’a kul olsun diye yaratılmıştır. Yaratılış amacını reddederse, karşılığını görür. Allah, bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
ABDESTİN TANIMI:
“Şeriat ıstılahında abdest özel bir temizlik olup suyun hususi organlar üzerinde özel bir şekilde kullanılmasıdır ki, bu organlarda yüz, baş, eller ve ayaklardır.”(1)
ABDESTİN FARZLARI: Abdestin farzları dörttür:
1. YÜZÜ YIKAMAK:
Yüz enlemesine kulaktan kulağa, boylamasına ise saçın bittiği yerden çene altına kadar olan kısımdır. Yüz boylamasının tespit edilirsen saçın bittiği yer tarifi kullanılmıştır. Bunun için saçın bitmiş olması veya olmaması şart değildir. Saçı dökülmüş veya hiç bitmemiş bir insan içinde yüzün üst sınırı normal bir insanda saçın bittiği yerdir. Bu sebeple saçsız bir insanın yüzünü yıkarken kafasının saçsız olan bölümünü yıkaması gerekmez. Aynı şekilde sakalı sık olan bir müslümanın sakalını barakmış olması halinde yüzünü yıkarken suyu sakal altındaki deriye ulaştırması da şart değildir. Bu durumda sakalın yüzeyini yıkaması da yeterlidir. Ancak, sakal seyrek olan kişilerin abdestte yüzlerini yıkarken suyu derilerine ulaştırmaları farzdır.